Now you can Subscribe using RSS

Submit your Email
neyzen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neyzen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2015 Cuma

Neyzen olmak nasıl bir süreç?

Fatih Uğur
Burcu Sönmez: Neyzen olmak uzun bir süreç. Hemen "neyzen oldum" diyemiyor insan kendine. Olgunlaşma süreci gerektiriyor, "neyzen oldum" demek biraz zordur. Ney üflüyorum hali hazırda. Ortaokulu, liseyi ve üniversiteyi konservatuarda okudum. Çeşitli orkestralarda çaldım, solo konser verdim, öğretmenlik yaptım, hali hazırda yapmaya devam ediyorum. 

TRT İstanbul radyosunda sözleşmeli neyzenim. Haliç Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi'yim. Caferağa Medresesi'nde sekiz yıldan beri ney dersleri veriyorum. Çeşitli topluluklarla, orkestralarla yurt içinde ve yurt dışında konserlere katılıyorum. Basit anlamıyla neyzen dendiği zaman, ney çalan kişi anlamına geliyor. Ama Tasavvuf Felsefesi'nin getirdiği bir sorumlulukla ney çalan insanlar kendilerine neyzen demezler. 

Bu bir edepten kaynaklanır. Neyzen olmak aynı zamanda tasavvufta olgun insan olmayı gerektirdiğinden ve böyle davranmayı kişiye sorumluluk olarak yüklediğinden ney üfleyen kişiler kendilerine "Ney üflüyorum" derler, "Neyzen" demezler. Tabi insan sanat yapınca, üstelik ney gibi bir enstrümanı çalınca, mesleğim sıfatı bu iş için az kalıyor. Yani bunu artık sizin yaşam biçiminizde, tarzınızda, tavrınızda, her şeyinizde bunu duyabiliyorsunuz. 

Öğretmenlik yapmak özellikle çok zor ama çok zevkli bir iş. Yani herhangi bir şeyi bile insana öğretmek zevkliyken ney gibi soyut bir enstrümanı öğretmek çok özel. Soyut çünkü ney perdesiz bir enstrüman, üzerinde tuşları ve telleri yok. Hele ki buraya hiç müzik bilmeyen insanlar geliyor, onlara hem müziği hem neyi öğretmeye çalışıyorum, nota bilgisi de veriyorum bir yandan. 

Yani oldukça soyut işlerle uğraşıyorum ve bunu onların sabrı ve sevgisi ölçüsünde öğretmeye çalışıyorum. Onlar da öğrendikleri zaman, bunun karşılığını almış oluyorum tabi. Ama müzik ve sanat öğretmek çok daha farklı bir alan. Matematik öğretmeye benzemiyor yani. Çok daha içe dönük, ruha dönük bir iş yapıyorum.

Neyzen Burcu Sönmez Sultanahmet’te Caferağa Medresesi’nde ney dersleri veriyor. Öğrencilerinin çoğu gençlerden oluşuyor.

13 Mart 2014 Perşembe

Neyzen olmak için nasıl bir çaba gerekiyor?

Fatih Uğur

Burcu Sönmez: Bir kişinin neyzen olması için bir kere Türk müziğini çok iyi biliyor ve bu konuda kültür birikimi olması gerekiyor. Sizde ne varsa neyden o çıkar. 
Ney çalışmak sadece saatlerce oturup ney çalmaktan ibaret değildir. Türk müziğiyle ilgili yapılan kayıtları dinlemeniz ve her türlü sanatla ilgili çok şey bilmeniz gerekiyor. Kişinin bunu yaparken dolu olması gerekiyor.
Ney çalarken aslında önlerine bir ayna koymuş oluyorlar. "Ağzımı şöyle tutmalıyım, böyle yaparsam daha güzel ses çıkar, dur şöyle oturayım"dan başlıyor bu iş daha içerilere kadar gidiyor. 
Bunu öğrencilerim de yaşıyorlar zaten. Sinirli insanları daha uysal hale getiriyor. Karşındakini dinlemeyi öğreniyorlar. Belki bu yoğun koşuşturma temposundan fırsatları kalmıyor birçok şeyi görmeye, onların farkına varmaya çalışıyorlar, farkındalık yaratıyor ney onlarda. 
Çünkü çok sabır gerektiren bir iş. Ona sabır gösterdiğiniz için başka şeylere de sabır göstermeyi öğreniyorsunuz.



Neyzen Burcu Sönmez:
"Sizde ne varsa, neyden o çıkar"

Ney Yolculuğu

Fatih Uğur
Hz. Mevlânâ’nın felsefesinde ney, “insan-ı kâmil” in (yani bir takım merhalelerden geçerek olgunlaşmış insanın) sembolüdür. Benzi sararmış, içi boşalmış, bağrı dağlanarak delikler açılmış, ancak Yüce Yaratıcı’nın üflediği nefesle hayat bulan, tıpkı insan gibi geldiği yere özlem duyan ve delik deşik olmuş sînesinden çıkan feryâd ve iniltileri ile insanlara sırlar fısıldayan bir dosttur.
                          
Sümer toplumunda MÖ 5000 yıllarından itibaren kullanıldığı sanılan bu çalgıya ait elimizdeki en eski bulgu, MÖ 2800-3000 yıllarından kalan bugün Amerika’da Phledelphia Üniversitesi Müzesi’nde sergilenen neydir. Çalgının o dönemlerde de dinsel törenlerde kullanıldığı sanılıyor. 13. yüzyılda Anadolu'da Mevlana Celâleddin Rumî tarafından tekrar keşfedildikten sonra büyük önem kazanmış. Günümüzde Tasavvuf Felsefesi'nin bir kültür çalgısı olarak ta kullanılıyor. Ney çalgısının en büyük özelliği, insan sesine en yakın enstrüman sesi olmasıdır.
Türkiye’nin ve Dünya’nın en ünlü ney ustalarından biri olan Hanefi Kırgız, Sultanahmet’te kendi ney atölyesinde çalışıyor. Aynı zamanda neyzen olan Hanefi Usta, bize neyzenler arasında saz olarak ifade edilen neyi ve yapımını anlattı.
Kendinizden biraz bahseder misiniz? Nasıl başladınız ney ile ilgilenmeye?
Hanefi Kırgız: Ney ve Rebap yapımına Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Etnoloji Müzik Terapi Merkezi'nde başladım. 1985'ten beri bu işle uğraşıyorum. Elime bir ney geçti, üfledim ses çıktı. Kaliteli bir ney aldım ve kendi kendime üflemeye başladım. Üflüyoruz madem, yapımına da bakalım, becerebilecek miyim diye, kıra döke şimdiki halimize geldik. Kolay bir iş değil aslında. Zaman içinde tabi yurt içinde ve yurt dışında atölye çalışmalarımız oldu. En son iki sene önce Hollanda'da bir yaz okulu çalışmamız oldu. Çeşitli ülkelerden, aşağı yukarı 130 kişi vardı. İki hafta boyunca uygulamalı yapım ve icraat olarak atölye çalışması düzenledik.
Bu enstrümanın felsefesinden bahseder misiniz bize?
Hanefi Kırgız: Mevlana Hazretleri neyi olgun insana benzetir. Üfleyen kişiyle beraber, üflendikçe, kullanıldıkça sesi daha güzelleşir, rengi kararmaya başlar, yanar, yani Mevlana'nın tabiriyle olur. Olgun insana benzetmesi; yedi perde vardır neyin üzerinde, altı önde bir arkada olmak üzere. Yani yedi perde, yedi delik; bu yedi perdenin kafamızdaki delikleri temsil ettiğini söyler; gözler, burun, ağız, kulaklar. Ayrıca dokuz boğum, gırtlağımızdaki dokuz halkayı temsil ettiğini söyler. Ben buna kendimden de bir şey katıyorum; insan dokuz ayda dünyaya geliyor. Önemli olan neyde seslerin temiz ve düzgün çıkması. Ondan sonrası kolay.
                   


Neyzen Hanefi Kırgız beş kıtaya ney açan adam olarak biliniyor. Yabancıların ney’e bizden daha çok ilgi duyduğunu ve başladıkları enstürümanı bitirdiklerini söylüyor. Hanefi Usta’nın atölyesinde farklı ekipmanları olan iki ayrı oda bulunuyor. Odalardan birisinde kamış ney’e dönüştürülüuor, diğerindeyse başpare hazırlanıyor ve son olarak ney’in akorları yapılıyor. Ney yapımı çok zahmetli ve fiziksel efor gerektiren bir süreç. Ney Ustası Hanefi Kırgız nasıl ney yapıldığını, hangi aşamalardan geçtiğini anlattı.
Hanefi Kırgız: Kamış ham olarak sazlıktan gelir. Daha sonra hangi akort yapılacaksa o ölçüye uygun olan kamış seçilir. Sonra içinin boşaltılması, üst boğazının açılması sırayla ve perdelerinin uygun olarak açılması. Daha sonra parazvana dediğimiz metal koruyucular yapılır. Daha sonra başparesi ve son olarak akort yapılır, kullanılmaya hazır hale gelir.
Ney kamışını düzeltirken kırılmaması ve çatlamaması için çok dikkatli ve hassas olmak gerekiyor. Hanefi Usta, her yeni yaptığı ney’e büyük bir özen gösteriyor, titizlikle çalışıyor. İlk olarak kamışın düzeltilmesi için ısıtılması gerekiyor.
    

Neyzen Burcu Sönmez Sultanahmet’te Caferağa Medresesi’nde ney dersleri veriyor. Öğrencilerinin çoğu gençlerden oluşuyor.
Neyzen olmak nasıl bir süreç?
Burcu Sönmez: Neyzen olmak uzun bir süreç. Hemen "neyzen oldum" diyemiyor insan kendine. Olgunlaşma süreci gerektiriyor, "neyzen oldum" demek biraz zordur. Ney üflüyorum hali hazırda. Ortaokulu, liseyi ve üniversiteyi konservatuarda okudum. Çeşitli orkestralarda çaldım, solo konser verdim, öğretmenlik yaptım, hali hazırda yapmaya devam ediyorum. TRT İstanbul radyosunda sözleşmeli neyzenim. Haliç Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi'yim. Caferağa Medresesi'nde sekiz yıldan beri ney dersleri veriyorum. Çeşitli topluluklarla, orkestralarla yurt içinde ve yurt dışında konserlere katılıyorum. Basit anlamıyla neyzen dendiği zaman, ney çalan kişi anlamına geliyor. Ama Tasavvuf Felsefesi'nin getirdiği bir sorumlulukla ney çalan insanlar kendilerine neyzen demezler. Bu bir edepten kaynaklanır. Neyzen olmak aynı zamanda tasavvufta olgun insan olmayı gerektirdiğinden ve böyle davranmayı kişiye sorumluluk olarak yüklediğinden ney üfleyen kişiler kendilerine "Ney üflüyorum" derler, "Neyzen" demezler. Tabi insan sanat yapınca, üstelik ney gibi bir enstrümanı çalınca, mesleğim sıfatı bu iş için az kalıyor. Yani bunu artık sizin yaşam biçiminizde, tarzınızda, tavrınızda, her şeyinizde bunu duyabiliyorsunuz. Öğretmenlik yapmak özellikle çok zor ama çok zevkli bir iş. Yani herhangi bir şeyi bile insana öğretmek zevkliyken ney gibi soyut bir enstrümanı öğretmek çok özel. Soyut çünkü ney perdesiz bir enstrüman, üzerinde tuşları ve telleri yok. Hele ki buraya hiç müzik bilmeyen insanlar geliyor, onlara hem müziği hem neyi öğretmeye çalışıyorum, nota bilgisi de veriyorum bir yandan. Yani oldukça soyut işlerle uğraşıyorum ve bunu onların sabrı ve sevgisi ölçüsünde öğretmeye çalışıyorum. Onlar da öğrendikleri zaman, bunun karşılığını almış oluyorum tabi. Ama müzik ve sanat öğretmek çok daha farklı bir alan. Matematik öğretmeye benzemiyor yani. Çok daha içe dönük, ruha dönük bir iş yapıyorum.
Biraz da öğrencilerinizden bahseder misiniz? Sizce insanlar neden ney üflemeye yöneliyorlar?
Burcu Sönmez: Öğrencilerimin birinci kısmı; Haliç Üniversitesi'nde ders veriyorum ama oradaki öğrenciler bu işi meslek olarak edinmek için geliyorlar. İkinci kısmı; Caferağa Medresesi'ne gelen insanlar iş güç sahibi, yaşını başını almış, mevkiye gelmiş, kariyeri olan insanlar. Üniversite öğrencileriyle çok fazla devam edemiyoruz. Çünkü onların hayatları çok yoğun. Sınavlar, hayat gayeleri, meşgaleleri çok fazla. Onlar çok seviyorlar ama fırsat bulamadıkları için çok fazla devam edemiyorlar. İkinci gruptaki öğrencilerim de, neyin sesine ve Türk müziğine hayran olmuşlar. Neyin onları sakinleştirdiğini, meditasyon aracı olduğunu, rahatlattığını, dinlendirdiğini söylüyorlar ve tamamiyle hobi amaçlı geliyorlar. Yani buraya profesyonel olarak, neyzen olmaya gelen çok az insan var. 
Neyzen Burcu Sönmez:
"Sizde ne varsa, neyden o çıkar"
Burcu Sönmez: 15'ten 60'a kadar her yaş grubun dan öğrencim var. Ama profesyonel amaçlı gelen çok az kişi var. Çünkü onlar buraya rahatlamaya geliyorlar. Mutlu olmak için, neyin sesini sevdikleri için. Benim eğitim tarzım da biraz rahat, yani ben herkesle arkadaşım, yaşının ne olduğu hiç önemli değil. Derslerde neye ve hayatlarına dair şeyler paylaşıyoruz, müzik konuşuyoruz, paylaşıyoruz ve bir yandan ney öğreniyoruz. Çünkü zaten böyle olabilir, çok zor bir durum onların durumu, çünkü müziği hiç bilmiyorlar ve perdesiz bir enstrüman çalmaya çalışıyorlar. Ney de sabır, sevgi ve vakit ayırmayı gerektiren bir enstrüman, sıradan bir enstrüman değil. Onlar önce beni seviyorlar, sonra neyi seviyorlar. Bir sanat eğitiminde hoca çok önemli.
Neyzen olmak için nasıl bir çaba gerekiyor?
Burcu Sönmez: Bir kişinin neyzen olması için bir kere Türk müziğini çok iyi biliyor ve bu konuda kültür birikimi olması gerekiyor. Sizde ne varsa neyden o çıkar. Ney çalışmak sadece saatlerce oturup ney çalmaktan ibaret değildir. Türk müziğiyle ilgili yapılan kayıtları dinlemeniz ve her türlü sanatla ilgili çok şey bilmeniz gerekiyor. Kişinin bunu yaparken dolu olması gerekiyor.
Ney çalarken aslında önlerine bir ayna koymuş oluyorlar. "Ağzımı şöyle tutmalıyım, böyle yaparsam daha güzel ses çıkar, dur şöyle oturayım"dan başlıyor bu iş daha içerilere kadar gidiyor. Bunu öğrencilerim de yaşıyorlar zaten. Sinirli insanları daha uysal hale getiriyor. Karşındakini dinlemeyi öğreniyorlar. Belki bu yoğun koşuşturma temposundan fırsatları kalmıyor birçok şeyi görmeye, onların farkına varmaya çalışıyorlar, farkındalık yaratıyor ney onlarda. Çünkü çok sabır gerektiren bir iş. Ona sabır gösterdiğiniz için başka şeylere de sabır göstermeyi öğreniyorsunuz.
Günümüzde ney nasıl algılanıyor? Bir değişimden bahsedebilir miyiz?
Burcu Sönmez: Türk filmlerinde özellikle mezarlık sahnelerinde ney sesini çok duyardık ama bence bu geçmişte kaldı. Çünkü ney bazı kalıpların dışına çıktı. Daha doğrusu belki ya oradaydı, biz onu yeni farkettik. Tabi son zamanlarda yapılan popüler işlerin de, genç insanların ney üflemesinde büyük etkisi var. Ney deyince insanların aklına yaşlı dedeler nineler falan gelirdi, hatta burada çok başıma geldi. Yeni öğrenciler benim sınıfıma girdiklerinde "Biz ney hocasını arıyorduk" diyorlar ve ben diyorum ki "Evet, hoca benim, buyrun", şaşırıyorlar tabi. Bayan olmamın da çok büyük etkisi var çünkü ney çalan bayan tarihte pek görülmediği için, "Bir bayan neyzen nasıl olur be bu nasıl öğretmenlik yapar?" diye önce şaşırıyorlar. Sonra değişiyor tabi. Bu biraz, geçmişte kaldı.


Ney der ki: Beni kamışlıktan kopardıklarından beri,
İniltim kadın - erkek herkesi ağlattı.
Ayrılık bağrımı delik deşik eylesin,
Tâ ki aşk derdini anlatabileyim.

Ney dersleri ve Türk kültürüne ait diğer sanat aktiviteleri için Caferağa Medresesi'ni ziyaret etmenizi tavsiye ediyoruz. En azından bir çay içersiniz, mekânın havasını solursunuz.
Caferağa Medresesi, Kanuni Sultan Süleyman dönemi (1520-1566) Babüssaade ağalarından Cafer Ağa tarafından, Mimar Sinan'a yaptırılmıştır (1559). Bağımsız medreseler grubuna giren ve günümüze geçirdiği onarımlarla ulaşan medrese, 15 dershane/sergi odası, büyük salonu ve huzur verici bahçesiyle, Geleneksel Türk El Sanatlarının öğretildiği, üretilip satılabildiği turistik bir merkeze Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından dönüştürülmüş (1989).

2 Mart 2014 Pazar

Ney'e Yeni Başlayanlar

Fatih Uğur
…Öncelikle…
Ney başlangıç itibariyle zor bir sazdır.Fakat sesi elde ettikten sonra kolaydır.Aslında Türk müziğini kavrayabilme çabası bu sazı zorlaştırır.
Amacım kesinlikle bir şeyin ispatı değildir.Kimseye birşeyleri tek doğru olarak sunmuyorum.Bu işte öğrencilik hiç bitmez.Ben her zaman hocamın talebesiyim.Eskiden Ney hocaları talebesini “Sen artık neyzen oldun benim sana vebileceğim bir şey yok” diyerek imtihan ederlermiş. Eğer bir daha gelmezlerse bilinir ki o neyzen olamazmış.
Her zaman yeni şeyler öğrenmek lazım. Ben sadece ilmimin sadakasını verme çabasında olayım yeter. Bu paylaştıklarım sadece edindiğim birkaç tecrübeden ibarettir.
neyzen

…Sabır…
Bilinenin aksine ben Ney üfleme bırakılınca gerilediğini düşünmüyorum.Herkesin başına, başlarda uzun uğraşlar sonucu elde ettiği sesi ertesi hafta, hatta ertesi günü bulamamak gelmiştir.Bu noktada biraz sabır gerekir işte. Birçok kişiden şöyle duydum “Bu neyi hergün çalışmak gerekiyormuş.Bir gün bile üflemezsen en başa geri dönüyormuşsun.Bize göre değil bu iş acayip sabır istiyor”.
Önemli olan bu Ney’i haftada bir de olsa arada bir eline alıp üflemek. Yani önemli olan uzun vadeli bir çalışmadır. Tabiki ilk hafta ses çıkarmakla uğraşıyor olacağınız için en az 4-5 gün yarım saat veya daha fazla çalışın. Sonraki haftalar kademeli olarak haftada bir güne dahi düşürebilirsiniz, size kalmış.
neyzenler

…Nota Bilgisi…
En başta lisede öğrendiğiniz nota bilgisi yeterli olacaktır.Fakat sesleri elde etmeye çalışırken bunları hiç düşünmeyin bile.Ses çıkarmak size fazlasıyla yetecektir.Daha sonraları Ney’deki notaların yerlerini bilmeniz size yetebilir.Daha sonra diyez ve bemol (arızalı) notaların ney üzerindeki yerlerini öğrenmek gerekecektir.
vektörel nota

…Öğrencilik hiç bitmez…
Notaları öğrendiniz.Sesler oturdu.Artık elinize neyi alır almaz rahatlıkla ses çıkarıyorsunuz.O halde geç bile kaldınız.Hemen eser çalışmaya başlayın.Benim tavsiyem segah makamında teravih aralarında okunan salat-ı ümmiye’yi çalışmanız olacaktır. Çünkü eserin yarısı üç notadan ibarettir ve bu üç nota en kolay seslerdir

…Kendi sesinizi kaydedin…
İnsanlara ne duyurduğunuz önemli.Neyzenin amacı kendisinin duyduğu güzel nağmeleri başkasına duyurmaktır.Bir insan kendisi için neyzen olmaz.Dolayısıyla neyzenler üflerken alemden aleme de uçmazlar.Dinleyeni o alemlere götürme adına ızdırap çekerler. Neyzen kafasında zaten var olan bir nağmeyi veya sadâyı ney’e doğru aktarabilme ve bunu dinleyenlere ulaştırma çabası içinde olmalı.Bu nedenle kendi sesinizi kaydederek dinleyici kulağıyla kendinizi dinlemenizi tavsiye ederim.
Birçok neyzen kendisi dinlemeye bazen tahammül dahi edemez.Aslında bu iyi birşeydir. Sizin aşama kaydettiğinizi gösterir.Asıl kendinizi dinlediğinizde zevk almaktan korkun.

…Bol Bol dinleyin…
İyi neyzen olmanın yolu iyi taklit etmekten geçer.Bunun için iyi bir dinleyici olmanız gerekir.Niyazi Sayının kayıtlarını dinleye dinleye ezberleyin.Bir süre sonra siz farkına varmadan onun tavrını bile alabilirsiniz.Bunun yanında Necdet Yaşar, Tanbûri Cemil bey,Münir Nurettin Selçuk, Bekir Sıtkı Sezgin,Hâfız Kâni Karaca, Hâfız Sadettin Kaynak, Hâfız Sami, Hâfız Kemal’i (…vs.) arşivinizden eksik, kulağınızdan uzak etmeyin.

…Okuyuculuğunuzu Geliştirin…
Ney üflerken amaç insan sesini taklit etmektir. Çünkü yeryüzündeki en güzel enstruman insan sesidir.Dolayısıyla okuyuculuk neyzenliği ilerletir. Dikkat edin pek bilinmese de iyi neyzenler aslında iyi birer okuyucudurlar. Bu nedenle siz de çalabildiğiniz eserleri hem notasıyla hem de sözleriyle okumaya çalışın. Bu noktada okurken dikkat etmeniz gereken kafanızı ve çenenizi oynatmadan okumaya çalışmanızdır bu gırtlağınızın gelişmesine yardımcı olur.Hatta imkanınız varsa şan kursuna gidin.

…İyi Bir Hocaya Gidin…
Tavrı beğenilen tavsiye edilen bir hocadan imkanınız vaktiniz elverdiği sürece istifade etmeye çalışın. İyi bir hocayla kısa sürede çok mesafe kat edebilirsiniz.
Eğer devamlı gidemiyorsanız sesini kaydedip evde çalışın.Ama devamlı hoca değiştirmeyin.Çünkü bir neyzenin ak dediğine diğeri kara diyebilir.Bu da tavrınızı bozabilir. Yerinizde sayarsınız.

…Ney Alırken…
Tüm bunları ney’siz yapamazsınız tabi :)
Başlarken neye çok para vermeyin.Vereceğiniz para 100-150 lira arası olsun.Çünkü sesleri çıkarma aşamasında neyin iyi veya kötü olması size Bir şey kazandırıp kaybettirmez.Önemli olan neyin akordunun yerinde olması, ney’in diri gözükmesi, boğumlarının eşit olması, ney’in et kalınlığının normal olması ve Çapının baştan aşağıya eşit çapta olmasıdır.Ses çıkardıktan sonra arka deliği açtırmanız da sizin faydanıza olur.

www.neysadası.com

Coprights @ 2016, Blogger Templates Designed By Templateism | Copy Blogger Themes